Submitted by: muyar   Date: 28-05-2017 18:27
Zorunluluk, Mecburiyet, Olasılık

 

OUGHT TO


1 — Obligation, duty, and advice (Mecburiyet, yükümlülük ve nasihat)

- You ought to eat less if you want to keep fit.
- Formunu korumak istiyorsan daha az yemelisin.


- You oughtn’t to eat so much if you want to keep fit.
- Formunu korumak istiyorsan fazla yememelisin.


- Your marks are poor, you ought to study harder.
- Notların zayıf, daha sıkı çalışmalısın / çalışsan iyi olur.

2 — Probability or possibility (Olasılık)

- He got a good mark in the exam. He ought to be happy.
- Sınavda iyi not aldı. Mutlu olmalı / herhalde mutludur.

3 — Expresses a duty which hasn’t been done or fulfilled expectation with ought to have + V3  (Yapılması gereken fakat yapılmayan bir yükümlülük)


- Your marks are very poor. You ought to have studied harder.
- Notların çok zayıf, daha çok çalışmalıydın / daha çok çalman gerekirdi (ama çalışmamışsın).

- You oughtn’t to have neglected your lessons.
- Derslerini ihmal etmemeliydin.

Örneklerde görüldüğü gibi “ought to have +V3” geçmişle ilgili bir ödevin yapılmadığını; olumsuz şekliyle de yapılan hatayı belirtilir.

Comments: (0)

Ratings: