Submitted by: muyar   Date: 28-05-2017 19:12
Tavsiye, -meli, -malı

 

SHOULD


1 — An escapable obligation or a duty: (Görevi yerine getirme konusunda tavsiye niteliğinde) 

- You should do your homework in time. 
- Ev ödevini zamanında yapmalısın.

2 — Strong possibility, a logical deduction for present or future: (Kuvvetli beklenti

- She has attended an English course. She should be good at English now. 
- İngilizce kursuna devam etti. Şimdi İngilizcesinin iyi olması gerekir.

3 — An action that will be of advantage to the doer: (Yapan kişi için avantaj sağlayan durumlarıtavsiye için) 

- She should take some notes during the lesson. 
- Derste bazı notlar almalısın / not alman iyi olur.

4 — In questions with ‘I’ and ‘We’ asking for agreement or advice: (Öneri, müsaade

- It is very hot. Should I open the windows? 
— Hava çok sıcak. Pencereleri açayım mı?

5 — Expresses an unfulfilled expectation or obligation with should have + V3(Yerine getirilmemiş beklenti yada zorunluluk ifadesi için) 

- He should have come to the meeting. (But he didnt
— Toplantıya gelmesi gerekirdi / gelmeliydi. ( Fakat gelmedi)

- You shouldn’t have believed him. (But you believed
- Ona inanmamalıydın. (Fakat inandın

6 — Description with Should + see-hear-taste: (Tanımlamalar)

- You should see his eyes. They are your favorite color. 
- Onun gözlerine bakmalısın. Senin en sevdiğin göz rengi.

- You should see their wedding rings. They are beautiful. 
- Onların nikâh yüzüklerine görmelisin. Çok güzeller.
 

Comments: (0)

No comments yet

Ratings: